דפים בנושא:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
מפרסם התגובה: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Bir telefonla 160 bin lira dolandırıldı" Jun 30, 2016

--Alıntıdır--

Internet Haber Merkezi
12:00 Mayıs 18, 2016
AA

Bursa'da yaşayan bir kadın, kendisini telefonla arayıp polis olduğuna ikna eden 2 kişiden birine, bankadan çektiği 160 bin lirasını verdi. Şüphelilerin, kadına verdikleri cep telefonuna kaydettikleri "155" numarasını kendi hatlarına yönlendirerek, onun güvenini sağladıkları ortaya çıktı. Paraları verdikten bir süre sonra dolandırıldığını anlayan S.B. durumu polise bildirdi. Zanlılardan biri yakalanırken diğerinin yakalanması için çalışma başlatıldı.

Bursa'da bir kadına cep telefonu veren ve bu cihaza kaydettikleri "155" numarasını kendi hatlarına yönlendirerek güven sağlayan 2 kişi, kadının 160 bin lirasını aldı. Zanlılardan biri, Ankara'da polis tarafından yakalandı. Alınan bilgiye göre, merkez Yıldırım ilçesinde yaşayan S.B'yi (62) ev telefonundan arayan bir kişi, kendisini polis olarak tanıttı. Telefondaki kişi kadına, banka hesabından terör örgütüne para aktarıldığının belirlendiğini, bu nedenle bankada bulunan paralarını çekerek eve gelecek olan "polise" teslim etmesi gerektiğini ifade etti.

Film gibi senaryo yazdılar

Zanlı, kadına bankadaki paralarının seri numaralarının kendileri tarafından alındığını, soruşturma tamamlanınca bunları iade edeceklerini ve bir süre sonra evine gelecek kişinin kendisine vereceği cep telefonundan irtibat kurmaya devam edeceklerini de söyledi.Daha sonra S.B'nin evine gelen kişi, polis olduğunu belirterek ona eski bir cep telefonu verdi. Diğer şüpheli ise bu telefondan aradığı kadınla yeniden irtibata geçti. Kadını polis olduğuna ikna etmek isteyen telefondaki kişi, ona isterse telefonu kapatıp, kendisine verdikleri cep telefonuyla 155'i arayabileceğini belirtti.

Şüphelilerin daha önceden kendi hatlarına yönlendirdiği cep telefonundan 155'i arayan kadın, telefona aynı kişinin cevap verdiğini görünce zanlının polis olduğuna inandı. Bunun üzerine bankaya giden kadın, hesabındaki 160 bin lira parayı çekerek evine geldi. Daha önce kendisine cep telefonu getiren kişi, yeniden kadının evine gelip 160 bin lirasını aldıktan sonra uzaklaştı.

Kaynak: http://www.yenisafak.com/gundem/bir-telefonla-160-bin-lira-dolandirildi-2468016

[Edited at 2016-06-30 16:59 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"PTT adıyla gelen maile dikkat!" Jun 30, 2016

--Alıntıdır--
Internet Haber Merkezi
09:06 Mayıs 14, 2016
IHA

Telefon dolandırıcıları, vatandaşların artık kendilerine inanmaması üzerine taktik değiştirdi. PTT'nin adını kullanan dolandırıcılar, gönderdikleri maillerle vatandaşların dosyalarını şifreleyerek, açmak için para istiyor. PTT Kargo'nun mail adresini kullanan dolandırıcılar, 'Kargonuz teslim edilememiştir' başlığıyla mail atıyor. Bilgisayara bulaşan virüs ile birçok özel veri dolandırıcıların eline geçiyor.

Türkiye'nin dört bir yanında vatandaşları terör, savcı, polis gibi arayan telefon dolandırıcılarına mail dolandırıcıları da eklendi. PTT Kargo'nun mail adresinden kargo takip numarasıyla 'Kargonuz teslim edilememiştir' başlığıyla mail atan dolandırıcılar, vatandaşların adres bilgilerini güncelleyip kargolarını alabilmeleri için 'PTT Adres Değişikliği Formu'nu doldurmalarını istiyor. Kargonun 15 gün içinde alınmaması halinde fazladan her gün için 25 lira tazminat talep edileceğini vurgulayan dolandırıcılar, link vasıtasıyla vatandaşları form doldurmaya zorluyor. Sahte PTT adresine yönlenen linke tıklanması halinde bilgisayara bulaşan virüs, kredi kartı, özel bilgiler gibi pek çok veriyi dolandırıcılara aktarıyor.

Kurumların amblemleri kullanılarak açılan sahte mail adreslerinden gönderilen dosyalardaki virüsler bilgisayarları ele geçirdiğini belirten PTT yetkilileri, PTT tarafından gönderilmiş gibi görünen sahte maillere kimsenin itimat etmemesini istedi.

Şifreleri açmak için para istediler

Bursa'da kendisine gelen PTT mailini açtığını ifade eden gelen maili açtığını belirten Cüneyt Ok, “Yaptığımız iş gereği PTT ile çalışmalarımız oluyordu. Mail adresimize gelen mailinde kurumdan geldiğini düşünerek açtık ve istenilen linke tıkladık. Daha sonra bilgisayardaki tüm klasörlerimizin belgelerimizin şifrelendiğini fark ettik. Masa üzerindeki bir klasör içerisinde ise bize para yatırmamız gerektiği yazıyor. Şifreledikleri dosyaları açmak için bizden 900 lira istediler. Bir başka arkadaşımızdan ise 2 bin 500 lira istemişler. Oda yatırmış ama dosyalarını açmamışlar. 10 bin lira daha istemişler. Polise şikayet etmiş ama bir sonuç alınamayacağını öğrenmiş" diye konuştu.

Kaynak: http://www.yenisafak.com/gundem/ptt-adiyla-gelen-maile-dikkat-2466148

[Edited at 2016-06-30 16:46 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Emekli savcı 8 milyon TL dolandırıldı" Jun 30, 2016

--Alıntıdır--

Giriş Tarihi: 10.6.2016 07:07 Güncelleme Tarihi: 10.6.2016 07:16


Yasa dışı bir emlak şebekesinin çökertilmesi için yardım etmesi istenen 75 yaşındaki emekli savcı, polis görünümlü dolandırıcılara 8 milyon lira değerindeki ev ve arsalarını kaptırdı

Ankara'da kendilerini polis olarak tanıtan ve emlak çetesini çökerteceklerini söyleyerek emekli savcı Y.Ö'nün 8 milyon lira değerindeki ev ve arsalarını sattırdıkları iddia edilen 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin 75 yaşındaki emekli savcıya Suriyeliler üzerine kayıtlı cep telefonlarını kullanarak ulaştıkları öğrenilirken, yaşlı kadını "yasa dışı satış yapan bir emlak çetesinin çökertilmesi için düzenlenen bir operasyona yardım etmesini istediklerini" belirterek dolandırdığı ortaya çıktı.

9 PARSEL ARSA VE 1 EV

Ankara'da kendilerini polis olarak tanıtarak 75 yaşındaki emekli savcı Y.Ö'yü dolandırdığı iddia edilen 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin piyasa değeri 8 milyon lirayı bulan ev ve arsaları yaşlı kadına sattırdıkları iddia edilirken, yaşlı kadını "yasadışı satış yapan bir emlak çetesinin çökertilmesi için düzenlenen bir operasyona yardım etmesini istediklerini" söyleyerek dolandırdıkları öne sürüldü. Şebeke üyelerinin ev ve arsaları piyasa değerinin yarısına sattığı belirtilirken, emekli savcıya Gölbaşı'nda biri 8, diğeri 1 parsel olmak üzere toplam 9 parsel arsa ve bir evi sattırdıkları bildirildi.

8 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Şüphelilerin, satılan evin parasını yaşlı kadına vermedikleri öğrenilirken, yaşlı kadına "operasyonun devam ettiğini ve yeni gözaltılar olacağını belirterek, parayı Merkez Bankasına yatırdıklarını" söyledikleri belirtildi. Satılan ev ve arsalardan parasını alamayan kadının durumu bir süre sonra avukat arkadaşına anlattığı ve daha sonrasında da polise olayla ilgili başvuruda bulundukları dile getirildi. Polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla menkul ve gayrimenkullerin satılmasına aracılık eden veya bunları değerinin altında satın alan 8 kişi operasyonla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan 6'sı emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, satışa aracılık ettiği belirlenen emlakçı M.T. ile kardeşi E.T, adliyeye sevk edildi.

Şebekenin elebaşısı olduğu tespit edilen kişinin, firari olduğu ve yakalanmasına çalışıldığı bildirildi.

----------
1. kaynak: Milliyet
2. kaynak: http://www.sabah.com.tr/yasam/2016/06/10/emekli-savci-8-milyon-tl-dolandirildi

[Edited at 2016-07-01 07:44 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"3 kez dolandırıldı 4’üncüde yakalattı" Jun 30, 2016

--Alıntıdır--

Ajanslar | 25.05.2016 - 17:24

İzmir’de kendisini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcısı İ.B., daha önce üç kez aynı yöntemle kandırılan kadın sonuncuda yakalattı.

Daha önce çeşitli zamanlarda telefonda kendilerine polis süsü veren dolandırıcılar tarafından üç kez kandırılıp, yaklaşık 200 bin lirasını suç şebekelerine kaptıran E.E. (65), yine aynı yöntemle dolandırılırken, polisin belediye anons merkezinden yaptırdığı anonsla bir anda dolandırıldığını anladı.

Savcılığa başvuran kadının telefon trafiği polis tarafından kontrol edilmeye başlandı.

TUZAĞA DÜŞTÜ
Polisin yönlendirmesiyle telefon dolandırıcılarına inanmış gibi yapan yaşlı kadın, şebekenin 40 bin lira para isteğini kabul etti.

Tire Kent Müzesi önünde bir bankta şebeke üyelerinden İ.B. ile buluşan E.E. yanında dolandırıcılar şüphelenmesin diye poşet içinde getirdiği yaklaşık bin lirayı İ.B’ye verdi. Çevrede önlem alan polisler harekete geçince yakalanacağını anlayan zanlı elindeki cep telefonunu ve yaşlı kadından aldığı para dolu poşeti atıp kaçmak isterken yakalandı.

Şanlıurfa Akçakaleli İ.B., götürüldüğü emniyette suçlamaları kabul etmedi. Tire’ye, otobüsle geldiği belirlenen dolandırıcılık zanlısı sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. Yaşlı kadının açık kimliği ise tekrar dolandırıcıların hedefi olabileceği gerekçesiyle saklı tutuldu.

Kaynak: http://www.ensonhaber.com/3-kez-dolandirildi-4uncude-yakalatti-2016-05-25.html


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"DERGİ - Dolandırıcılar hangi yöntemleri kullanıyor?" Jun 30, 2016

--Alıntıdır--

BBC Türkçe
Colin Barras
BBC Future 8 Ekim 2014

Dolandırıcılar bizi oyuna getirmek için bazı psikolojik hilelere başvuruyor. Herkes bu hilelerin kurbanı olabilir. Bu duruma düşmemek için nelere dikkat etmek gerekir?

David Modic Cambridge Üniversitesi’nde internet dolandırıcılığı psikolojisi üzerine araştırma yapıyor. Bu alandaki araştırma sayısı giderek artıyor ve hem normal vatandaş için hem de güvenlik sistemleri geliştiren firmalar açısından önemli bulgulara ulaşılıyor.

Modic’in üzerinde durduğu konu, insanları dolandırıcılara inanmaya iten nedenler. Onların tuzağına sadece aptalların ve eğitimsiz insanların düştüğünü sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Oxford ve Cambridge üniversitelerinde eğitim görmüş ve bu yıla kadar Kuzey Carolina Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Paul Frampton’u ele alalım. Frampton 2012’de uyuşturucu kaçakçılığından Arjantin’de beş yıl hapis cezası aldı. İnternet üzerinden sevgili bulma görünümlü bir dolandırıcılığa kurban düşmüştü. Yine psikoterapist John Worley de Nijerya kaynaklı bir email dolandırıcılığına kurban düşmüş ve 2005’te banka dolandırıcılığı ve kara para aklama suçlarından yargılanmış ve iki yıl hapis cezası verilmişti.
Modic, zekâ ve tecrübenin dolandırıcılara karşı kalkan olamayabileceğini belirtiyor.

Psikoloji bilgisi

O halde insanı bu konuda savunmasız kılan nedir? Binlerce kişi üzerinde araştırma yapan Modic ve ekibi, çeşitli dolandırıcılık türlerine kurban düşen kişilerin bazı ortak özelliklere sahip olduğunu gözlüyor. Bunların bazısı kendine hakim olmakta zorluk çekme gibi tehlikeli olarak algılayabileceğimiz özellikler olabilirken, bazısı da otoriteye güven, arkadaşlarımız gibi hareket etme isteği, tutarlı olma eğilimi gibi olumlu özellik olarak niteleyeceğimiz türden.

Bunlar psikologlar için yeni bulgular olabilir ama dolandırıcılar için değil. Modic, bazı dolandırıcıların, ortak bir arkadaşları varmış gibi davranarak önce kurbanın güvenini kazandığını, ya da daha ikna edici olabilmek için doktor veya avukat gibi otorite sahibi biriymiş gibi davrandığını belirtiyor.

Bazı dolandırıcılıklarda da ilk aşamalarda para kaybetme durumu söz konusu değildir. Kurban önce belli bir çizgide davranmaya yönlendirilir ki daha sonraki aşamada para kaybedecekken de aynı tavrı göstersin. İskambil oyunlarıyla ilgili bazı dolandırıcılıklarda bu strateji kullanılır.

Cambridge Üniversitesi’nde güvenlik ve mahremiyet konusunda araştırma yapan Frank Stajano dolandırıcıların bilimsel araştırmalara başvurmadan bu ilkeleri kendi başlarına keşfetmiş olmasındaki maharete şaşkınlığını ifade ederek “tek tek dolandırıcıların bunları bulmuş olacağını sanmıyor, ağızdan ağıza nasıl aktarıldığını merak ediyorum,” diyor.

Yedi ikna yöntemi

Nasıl öğrendikleri bir yana, psikolojik zaaflarımızı bilen ve bundan faydalanan dolandırıcılardan da kurbanlardan öğrenilecek kadar çok şey var gibi görünüyor. Stajano da araştırmasında bunu hedefliyor. Kumarhanelere güvenlik danışmanlığı yapan sihirbaz Paul Wilson ile bir çalışma yürüten Stajano, dolandırıcıların kurbanlarını nasıl kandırdığını keşfetmeye çalışıyor.

Uzun çalışmalar sonucunda Stajano, dolandırıcıların, kurbanlarını kandırmak için yedi ikna yönteminden birini ya da birkaçını kullandığını farkediyor. Bunlardan bazıları Modic’in kurbanlarla yaptığı görüşme sonucunda vardığı sonuçlarla benzerlik gösteriyor.

Buna göre, dolandırıcılar bizi kandırmak için şu yöntemleri kullanıyor:

-Zaman yöntemi: Düşünmeden hızla hareket etmemiz için bizi ikna etmeye çalışmak;
-Otoriteye itaat: Yetki sahibi kişilere daha kolay inanma psikolojisini kullanmak;
-Sürü psikolojisi: Etrafımızdaki insanlar gibi davranma eğilimimizi kullanarak yaptıkları işin meşruluğu konusunda insanları ikna etmek;
-Dikkat dağıtmak: Fiziksel olarak cezbedici ikinci şahıslar kullanma vb. yöntemlerle, dolandırıldığımızı fark etmememizi sağlamak;
-Mantıklı düşünmeye son verme konusundaki istekliliğimizi kullanmak; internet üzerinden sevgili bulma alanındaki dolandırıcılıklar o yüzden bu kadar yaygın.
-İçimizde kalmış ve bastırılmış hile güdülerimize kancayı takarak bizi de suç işlemeye teşvik etmek – Nijerya kaynaklı email dolandırıcılığındaki bilerek kara para aklama girişimi gibi örneğin;
-İnsanların iyi niyetini kötüye kullanmak: Para yardımı talep eden emaillere ya da doğal afetler sonrası yardım çağrılarına verilen yanıtlar gibi.

Eski yöntemler

Stajano bu yöntemlerin yüzyıllardır kullanılıyor olmasının şaşırtıcı olduğunu ifade ediyor. Nijerya kaynaklı email dijital çağın ürünü gibi görünse de onun eski bir versiyonu 16. yüzyıl Avrupası’nda da kullanılıyordu.

Stajano, dolandırıcıların kullandığı özelliklerin çoğunun aslında zayıflıktan ziyade insanın güçlü yanlarını temsil ettiğini belirtiyor ve Arizona Üniversitesi’nden psikolog Robert Cialdini’nin “ikna psikolojisi” konulu çalışmasından örnek veriyor. “Otorite insan toplumunda barışçıl yaşamak için yararlı bir yöntem. Dolandırıcılık kurbanlarını aptal olarak görmemeliyiz; onlar aslında hayatta kalmamız için çoğu zaman faydalı olduğu görülen bir şekilde davranıyorlar.”

Yedi ikna yöntemi çok eskilere dayanmakla birlikte Stajano, güvenlik sistemleri geliştiren uzmanların bunları göz ardı ettiğini ve güvenlik ihlallerinde çoğu zaman bu sistemleri kullanan insanları suçladıklarını ifade ediyor. “İnsanlar düzgün kullansa bizim sistemlerimiz güvenli” yaklaşımını benimseyen uzmanları, insan davranışına rağmen değil, onunla uyum halinde çalışacak şekilde sistemler geliştirmeye çağırıyor.

Belki dolandırıcıların tuzaklarından tümüyle kurtulamayacağız. Ama hem kullanıcılar hem de güvenlik sistemleri tasarımcıları, dolandırıcı gibi düşünme yöntemini uygulayarak bu tuzaklardan korunma yollarını bulabilir.


Bu makalenin İngilizce aslını http://www.bbc.com/future/story/20141003-the-mind-tricks-of-scammers BBC Future’da http://www.bbc.com/future okuyabilirsiniz.



Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2014/10/141008_vert_fut_dolandiricilar

[Edited at 2016-06-30 16:51 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Dolandırıcılar örgüt değiştirdi" Jul 29, 2016

--Alıntıdır--

Anadolu Ajansı
29 Temmuz 2016 - 13:11
Son Güncelleme : 29 Temmuz 2016 - 13:20
_________________________________

Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay, "Daha önce terör örgütü PKK'nın, DAEŞ'in adını kullanan telefon dolandırıcıları örgüt değiştirdi. Dolandırıcılar ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı günleri dahi istismar ediyorlar." dedi.

Altay, yaptığı açıklamada, kendilerini polis, savcı veya hakim olarak tanıtan dolandırıcıların artık Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) adını kullandığını belirtti.

Vatandaşları özellikle darbe soruşturması konusunda arayanlara karşı dikkatli olmaları konusunda uyaran Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) üyesi de olan Altay, "Daha önce terör örgütü PKK'nın, DAEŞ'in adını kullanan telefon dolandırıcıları örgüt değiştirdi. Dolandırıcılar ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı günleri dahi istismar ediyor.

ADINIZ SORUŞTURMADA GEÇİYOR
Darbe girişimi sonrası kendilerini polis, savcı veya hakim gibi tanıtıp vatandaşı telefonla arayarak veya sosyal medya üzerinden temasa geçerek 'Adınız darbe soruşturmasında geçiyor, Bu işten kurtulmanız için belli bir miktar para gerekli' diyerek kandırıyor. Parayı kendilerine göndermeleri durumunda daha sonra geri verileceği ve kimseye de bir şey söylememelerini belirtiyorlar. Bu kişiler dolandırıcıdır. Asker, polis, savcı, hakim kesinlikle vatandaştan para istemez." diye konuştu.

Güvenlik güçlerinin vatandaşı arayarak para istemeyeceğini vurgulayan altay, bilgisine başvurmak için bile olsa güvenlik güçlerinin vatandaşı telefonla aramayacağını ifade etti.

Altay, güvenlik güçlerinden geldiği iddia edilerek, "Adınız darbe soruşturmasında geçiyor", "Sizinle gerçek darbecileri yakalayacağız. Operasyona destek olarak şu hesaba para yatırmanız gerekiyor" gibi sebeplerle gelen telefonları lafı uzatmadan kapatarak, hemen 155'i aramalarını söyledi.

"EV ARAMA BAHANESİYLE HIRSIZLIK"
Altay, ayrıca, kendilerini asker ya da polis olarak tanıtan kişilerin "ev araması" yaptıkları ihbarı aldıklarını da hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Ayrıca vatandaşların kapılarına gelen asker veya polis üniformalı kişiler olağanüstü durumdan dolayı 'oğlunuzu askere alacağız, acilen oğlunuzu bize teslim etmeniz gerekiyor' gibi söyleyenler olabilir. Asker ve polis kılığında evlere gelen bu kişiler, 'para verirseniz oğlunuzu götürmeyiz' diye talepleri olursa kesinlikle itibar edilmemelidir. Bu kişiler dolandırıcı olmasa dahi organ mafyası kapsamında çocukları kaçırabilir. Ayrıca 'ev araması' yapacaklarını söyleyerek, evlerden hırsızlık da yapılıyor."

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/dolandiricilar-orgut-degistirdi-40175471

[Edited at 2016-07-29 10:52 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Dolandıcılar bu kez valinin adını kullandı" Jul 30, 2016

--Alıntı--

Salim UZUN/HÜRRİYET
30 Temmuz 2016 - 09:56 Son Güncelleme : 30 Temmuz 2016 - 10:10

Vatandaşın manevi duygularını sömüren duygu simsarları, darbe teşebbüsünü engellerken şehit olan vatandaşların ailelerine yapılan yardım paralarına göz dikti. Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve özel kalem müdürünün sesini taklit eden dolandırıcılar, Antalyalı hayırsever işadamlarını cep telefonundan arayarak hesaplarına binlerce lira yatırılmasını sağladı. Valilik, bazı hesaplara bloke koydurdu.

SİLAHLI darbe teşebbüsünü engellemek adına sokaklara çıkan ve bu esnada şehit düşen vatandaşların ailelerine destek amacıyla Başbakanlık tarafından başlatılan yardım kampanyası dolandırıcıların hedefi haline geldi. Antalyalı hayırsever işadamlarını bizzat Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun ismi ile arayan dolandırıcılar, sahte banka hesapları ile vurgun yapmanın peşine düştü.

TELEFON OYUNU
Peki, son derece profesyonel davranan dolandırıcılar nasıl bir yöntem izliyor? İnsanların manevi duygularını sömüren şebeke, telefonlarına ulaştıkları hayırsever işadamlarına Antalya Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü’nden aradıklarını söylüyor. Sözde özel kalem müdürü yardım kampanyası hakkında bilgi verdikten hemen sonra telefonu kendini vali olarak tanıtan dolandırıcıya aktarıyor.

SAHTE VALİ PARA İSTİYOR

İşte bu noktada da dolandırıcılık yönteminin en can alıcı yöntemi devreye giriyor. Sahte vali telefondaki işadamına Başbakanlık tarafından açıklanan resmi banka hesapları yerine şebekenin kullandığı kişisel banka hesabının numarasını veriyor. Durumdan şüphelenmeyen işadamları ise bu hesap numarasına yüzlerce, binlerce lira bağış yapıyor.

VATANDAŞ BİLİNÇLİ OLSUN

Kendilerine ulaşan şikâyetler üzerine jet hızıyla harekete geçtiklerini kaydeden Antalya Valisi Karaloğlu, “Maalesef dolandırıcıların tuzağına düşen hayırseverlerimiz olmuş. Bu adamlar benim ve özel kalem müdürümüzün ismini kullanarak yardım toplamaya çalışmış. Bazı girişimlerinde de başarılı olmuş. Biz bazı hesaplara bloke koydurduk. Ancak bu işi çözecek olan vatandaşımızın bilinçli olması” dedi.

‘PARA İSTEYENE İNANMAYIN’

Yardım yapmak isteyen vatandaşların Başbakanlık tarafından açıklanan banka hesap numaralarını dikkate alması gerektiğinin altını çizen Karaloğlu, “Ben dahil hiçbir valilik personeli telefon açıp bağış istemez. Lütfen vatandaşımız bu konuda uyanık olsun. Valiliğimiz sitesinde resmi banka hesap numaraları mevcut. Bunun dışındaki hiçbir hesaba kim ararsa arasın para yatırmayın. Bu tür girişimleri de lütfen ilgili kamu kurumları ile paylaşın” diye konuştu.

MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR

Bu tür dolandırıcılık yöntemlerine girişen bazı isimlerin yakalandığına dikkat çeken Karaloğlu, şöyle dedi: “Polisimiz bu konuyla ilgili çok ciddi bir araştırma yürütüyor. Eğer bu şekilde aranıp bağış yapmış olan vatandaşlarımız varsa derhal kolluk kuvvetlerimizle iletişime geçsinler. Böyle ulvi bir kampanyayı bile kendi çıkarlarına alet edenlere yönelik mücadelemiz devam edecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.”

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/dolandicilar-bu-kez-valinin-adini-kullandi-40176079


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Kripto çözüldü 150 bin FETÖ’cü kıskaçta" Aug 4, 2016

--Alıntıdır--

Haber: ABDURRAHMAN ŞİMŞEK Giriş Tarihi: 4.8.2016

MİT, FETÖ’cülerin kullandığı Eagle ve ByLock isimli mesajlaşma uygulamasının şifresini kırdı. 100 milyondan fazla kriptolu mesajı çözdü. Uygulamaları kullanan 150 bin FETÖ’cüden 56 bininin kimliğini tespit etti

FETÖ'nün hain darbe girişimi öncesi ve sonrası kullandığı Eagle ve ByLock isimli uygulamalardaki hayalet mesajlarda yer alan darbe yazışmalarını Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kriptosunu çözerek deşifre etti. SABAH Özel İstihbarat Bölümü'nün ulaştığı bilgilere göre kriptolu yazışmaları gerçekleştiren 56 bin FETÖ üyesinin kimliklerine ulaşıldı. Eagle ve ByLock üzerinden 150 bin kişinin yazıştığı, bu kişilerin kimliklerinin de en kısa sürede deşifre edileceği bildirildi. 15 Temmuz gecesi TBMM'yi, Özel Harekât Daire Başkanlığı'nı bombalayan, MİT'e, Genelkurmay'a helikopterle saldırı düzenleyen ve İstanbul ile Ankara'da sivil vatandaşları katleden darbecilerin nasıl ifade vermesi gerektiği anlatılan yazışmalarda yer alan "Nasıl ifade vermeliyiz" kısmında "Restleşmeden zemine göre duruş gösterilmelidir. Yerine göre dik duruş yerine göre alttan alma olabilir. Her kişi için sübjektif kriterler vardır. O esnada değerlendirilip karar verilmeli. Bu yüzden can güvenliği sorunu yoksa mümkün olduğunca hiçbir iddiayı kabul etmemek kesin bir dille reddetmek lazım" deniliyor. Yazışmalar, FETÖ'nün darbe, terör ve iç işgal harekâtını örgüt olarak üstlenmesi anlamına geliyor.

ÜÇ KATMANLI ŞİFRELEME
MİT'in Siber Suçlarla Mücadele Başkanlığı'ndaki teknik uzmanların deşifre ettiği yazışmaların üç aşamalı olarak (kullanan şahıs, program ve server üzerinden) kriptolandığı, bir de üzerine VPN ile koruma sağlandığı tespit edildi. Uzmanlar "paranoyakça" şifrelenmiş yazışmaların içeriğinin açığa çıkarılmasının bir mucize olduğunu belirtti. FETÖ'nün gerçek hayattaki örgütlenmesi gibi yazışmalarda da hücre tipi yapılanmanın kullanıldığı ve bu sayede örgüt üyelerine ulaşılmasının engellenmeye çalışıldığı bildirildi. ByLock adlı kriptolu mesajlaşma uygulamasının şifreleri ilk olarak kış aylarında kırıldı. Uzmanlar sisteme girerken kullanılan VPN uygulamasının bilgilerini de ele geçirerek ByLock'u kullanan şahısların tespitini sağladı. Uygulamada kriptolu mesajlaşma ve mail iletişimine ait 100 milyonun üzerinde veri ele geçirildi, ele geçirilen şifreli dataların yüzde 90'nın kriptosu çözüldü ve içeriklerine ulaşıldı.

HAYALET İNSAN KONSEPTİ
ByLock uygulamasının verilerinin ele geçirildiğinin örgüt tarafından anlaşılmasının ardından Eagle adlı uygulamayı tersine mühendislik adı verilen yöntemle kullandı. Yine Eagle alt yapısı kullanılarak Line, Whatsapp ve Tango görünümlü uygulamaları üretip kullanmaya başladı. Bu uygulamaların sadece logo ve isimlerinin orijinal olduğu, Eagle'dan teknik açıdan herhangi bir farkının olmadığı, haberleşmenin yine kriptolu olarak sağlandığı tespit edildi. Eagle'da da üç katmanlı şifreleme tekniğinin kullanıldığı, uygulamada hayalet insan konseptinin oluşturulması amacıyla kullananların isim, soy isim, telefon bilgilerinin tutulmadığı, her kullanıcıya bir kod verildiği görüldü. MİT uygulamanın bir zaafı üzerinden sistem sunucularına gönderilen mesajları ve göndericilerini ele geçirdi. Ayrıca sistemin hatalı şifre girilmesi durumunda bütün verileri sildiği belirtildi. Eagle verilerinin kripto çözüm işlemleri yüzde 60 oranında tamamlandı.

FETÖ'CÜ OLDUĞUNUZU REDDEDİN
Deşifre edilen bir diğer darbe yazışmasında darbecilere "FETÖ üyesi olduğunuzu reddedin" talimatı veriliyor. Yazışmada "Diğer husus ifadede sorulan sorulara onların beklediği şekilde cevap vermek zorunda değiliz. Yani illa onların sorduğu soruya cevap vermek zorunda değiliz. Sakin olmaya çalışıp bir şeyler söyleyip gerçekte aleyhimize olan hiçbir şey söylemeyebiliriz. FETÖ'nün üyesi olduğunuz söylenirse bu üyelik reddedilmeli" deniliyor. Bir başka yazışmada ise "Darbe girişimiyle ilgili sorularda darbelere karşı demokratik bir duruş sergilenmeli. Darbeye ne direk ne de pasif destek olmadığımız belirtilmeli. Darbe ile ilgili atılan tweet, söylenen bir söz, karşı taraf kanıtlayamıyorsa reddedilmeli. Telefon programlarını yakalatmamışsak böyle bir şeyi kullanmadığımız açık bir şekilde söylenmeli" ifadeleri kullanılıyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/04/kripto-cozuldu-150-bin-fetocu-kiskacta
2. kaynak: http://www.milliyet.com.tr/mit-feto-culerin-kullandigi-gundem-2289274/

========
ADO_YORUM: Hainlerdeki kafaya bak be ağbiii... Bu kafa ne kafasıysa artık !!! 79 milyonu aptal yerine koymuşlar; alemin akıllısı sanmışlar kendilerini. Sorguda; yok ben değildim-haberim yok-bilmiyorum... denmesi tavsiye edilmiş bu devlette kravatlı memur; vali, emniyet müdürü-komiser yer yer polis(!) konumlu- savcı, yargıç, avukat, noter; tapu dairesi başkanı; öğretmen; müsteşar; ilahiyatçı; hacı-hoca; ... .... özelde okul ve dershane işletmecisi; sanayici; ... ... orduda hain subaylı-astsubaylı-komutanlı -bombalı-uçaklı; tanklı-toplu ZPT'li, makineli tüfekli; helikopterden atılan top mermili- mermileri insanı ortadan ikiye ayıran silahlı örgütün militanlarına. Yanarım yanarım vergilerimiz nerelere-kimlere harcanmış ona yanarımmmm. Sonunuz öyle ya da böyle getirilecektir ey FETÖ/PDY hainleri/yatakçıları/destekçileri/katilleri! Kaçış yoookkkkkkkkkk !

Bu örgütü ve mikroplu çalışmalarını, eli kalem tutan bir yurttaş olarak 90'lı yıllardan beri izliyorum. İşin buraya varabileceğini daha o yıllarda öngörmüştüm. Dershanelerde; üniversitelerde; orduda; yurtdışında; ticarette; Azerbaycan'da, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nde, Almanya'da, Türkiye'de nasıl yapılandıklarını-örgütlendiklerini görmüştüm. En az 7-8 rapor yazdığımı ve ilgili devlet kurumlarına gönderdiğimi anımsıyorum... Ama ne fayda!

[Edited at 2016-08-04 13:57 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"'Büyük bölge imamı' her şeyi itiraf etti" Aug 6, 2016

--Alıntıdır--

Anadolu Ajansı
06 Ağustos 2016 - 11:16
_____________________

Konya'da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında şüpheli olarak ifadesine başvurulan örgütün 2014'e kadar sözde "büyük bölge imamı" Ü.Ç, FETÖ yapılanmasına ilişkin bütün bildiklerini anlattı. İtirafçı Ü.Ç, "Cemaat içerisindeki bekar imamlara bir üstündeki bağlı olduğu imam gelerek, 'evlenme zamanının geldiğini, evlenmek isteyip istemediğini' sorar. Evlenmek isteyenler evleneceği bayanda olmasını istediği özellikleri (boy, güzellik, kilo, çalışıp çalışmaması, memleketi gibi) bildirir. Onlar da cemaat içerisinden istenen özelliklere uyan bayanın fotoğrafını getirerek gösterir" dedi.

Konya'da yürütülen FETÖ soruşturmasına ilişkin şüpheli olarak ifadesi alınan örgütün sözde "büyük bölge imamı" Ü.Ç, örgütün nasıl elaman kazandığını, himmet toplantılarını ve devletten nasıl vergi kaçırıldığını anlattı.Üniversiteyi kazandığı 2004'te öğrenci evlerindeki sohbetlere katıldığını aktaran Ü.Ç, yurt görevlilerinin tavsiyesiyle cemaatin öğrenci evine çıktığını bildirdi. Bir süre sonra mütevelli grubu sohbet hocalığı yapmaya başladığını belirten Ü.Ç, "Selçuklu eyaleti küçük bölge mütevelli sohbet grubunda yer aldım. Mütevelliler telefonla aranarak gelip gelmeyecekleri tek tek sorulur, toplantının yapılacağı yer hatırlatılırdı. Bu sohbetler genellikle sohbete katılan kişilerin evlerinde sırayla yapılıyordu" dedi.

Grubun bir muhasebecisi olduğunu aktaran Ü.Ç, kendisinin üstündeki bir üst kişinin direktifleri doğrultusunda grubunun toplaması gereken kurban, burs ve himmet miktarlarını mütevellilere eşit miktarda dağıttığını söyledi.

DAHA FAZLA HİMMET İÇİN ZORLAMA

Ü.Ç, mütevelli grubundakilerin belirlenen sayıdaki kurban ve burs paralarını çevrelerindeki esnaf, eş ile dostlarından topladığını, eksik kalan parayı ise ceplerinden tamamladıklarını belirterek, şöyle devam etti: "Bu paraları bazen nakit, bazen de müşteri senetlerinden verirlerdi. Toplanan paraların nerede, nasıl kullanıldığını bölge eyalet sorumluları ve il sorumluları bilir. 2012'ye kadar Selçuklu eyaletinde küçük bölge mütevelli ve sohbet grubu imamlığı yaptım. 2012 başında büyük bölge imamı oldum. 2012 sonunda Meram eyaletine büyük bölge imamı olarak atandım. 2014 yılına kadar burada büyük bölge imamlığı yaptım. Bu sürede 6-7 ayrı mütevelli grup imamlığı, 15-20 tane de ayrı ayrı sohbet grup hocalığı yaptım. Her eyalet yılda bir bütün mütevellilerini ramazan ayından önce himmet toplantısına çağırır. Bu toplantılarda konuşmacı olarak İstanbul veya Ankara’dan sohbeti güzel, hitap gücü yüksek eski imamlar gelirler. Genelde konuşmacı olarak Fetullah Gülen'in yanında yetişen, talebesi olan 'molla' olarak isimlendirilen kişiler gelirdi. Burada mütevellilerden yıllık ne kadar himmet vereceği taahhüdü alınır. Mütevelliler yıllık verebilecekleri himmeti söylediklerinde, oradaki imamlar veya diğer şahıslar mütevellinin vermeyi taahhüt ettiği himmetin az olduğuna işaret ederek, miktarın iki katını vermesi için zorlanırdı. Bu zorlama herkesin içerisinde alenen yapıldığı için istenen miktarı sosyal bir baskı olduğundan dolayı vermek zorunda kalıyorlardı."

RESMİ KAYIT TUTULMAZDI

Örgütün yapısına da değinen Ü.Ç, şu bilgileri verdi: "Cemaat içerisindeki para alışverişlerinin hiçbirisinde makbuz veya belge verilmez. Devlete karşı resmi bir sorumluluk olmaması için resmi bir kayıt tutulmaz ve makbuz ya da belge verilmezdi. Gelir seviyesi yüksek doktor, mühendis gibi mütevelli gruplarına bazen sorumlu imam atanır. Ünite imamlarını, il imamı seçer. Bu şahıslar genelde hitap gücü yüksek, etkileme kabiliyeti olan kişilerden seçilir. Bildiğim kadarıyla ünitelerin toplantıları biraz daha gizli tutulur. İmamlar ortalama 2-3 yılda bir grupları canlı tutmak maksadıyla değiştirilir. Bazen de başarılı imamlar bir üst makama getirilmek için bir üst imamın tavsiyesiyle hiyerarşik bir şekilde bir üstteki imama söylenerek, il imamının kararıyla değiştirilir. Her imama bağlı öğrenci evleri vardır. İmamlar bu evlerde kalan üniversite mezunu öğrenciler arasından eli ayağı düzgün, konuşması düzgün olan para işinden anlayanlar arasından tasarrufuyla kendine bağlı muhasebeciyi seçer. Küçük bölge imamlarının her birine büyük bölge imamları tarafından belirlenen 5-6 öğrenci evi bağlanır. Bu imamlar evdeki öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenirler."

CEMAAT ÜLKEYİ 7 BÖLGEYE AYIRDI

Ü.Ç, cemaatin ülke içinde 7 bölgeye ayrıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgeleridir. Bu imamlara bölgesindeki iller bağlanır. Her bölgede bir imam bulunur. Bunlara bölge imamı denir. İl imamı, ilden sorumlu olan kişidir. İlde cemaate ait bütün kurum ve yapılanmaların aksaklığa mahal vermeden işlemesi için ildeki bütün işleri denetleyen ve yönlendiren kişidir. İlçe imamı da ilçedeki cemaate ait bütün faaliyetleri takip eden, düzenleyen kişidir."

KAKAO ADLI PROGRAMI KULLANDI

KÜ.Ç, 17-25 Aralık sürecinden sonra geçimini sağlamak için içerisinde yer aldığı Fetullah Gülen yapılanmasından kopmaya başladığını, 2014'ün Ağustos ayında cemaatle olan bütün bağlarını kestiğini öne sürdü. Eyalet imamlarından gizlilik açısından iletişim için çeşitli programların kullanılmasının istendiğini dile getiren Ü.Ç, kendisinin de örgüt içerisinde kullanılan "kakao" isimli programı bir süre kullandığını kaydetti. "Bu programı polisin takip ve tespit etmesinin mümkün olmadığını söyledikleri için gizlilik açısından kullandım" diyen Ü.Ç, şunları ifade etti: "Diğer birçok imamın çeşitli programları gizlilik açısından kullandıklarını biliyorum. Himmet, mütevelli ve sohbet toplantılarına girmeden önce imamlar ve sohbete katılan herkesin telefonları polis tarafından dinlenmesini ve teknik takip yapılmasını önlemek amacıyla sohbet odasının dışına bırakılırdı. Tespit edilen kurumların hiçbirisinde çalışmadım. Kurumların hepsi cemaate bağlı kurumlardır. 2011 ile 2014 yıllarında sigortalı gösterildim. Cemaatin imamlarının sigorta işlemleriyle eyalet muhasebecileri ilgilenmekteydi. Buralarda beni çalışmış gibi gösterenler de onlardır. Bugüne kadar ben cemaatin hiçbir kurumunda çalışmadım."

1 DOLAR GÖNDERME 3-4 YILDIR DEVAM EDİYORDU

Cemaate ait okul, öğrenci evi, yurt gibi yerlerde kalan ve okuyanların çevrelerindeki kişileri sohbetlere, yemeğe veya gezilere davet ederek eleman kazanmaya çalıştığına değinen Ü.Ç, şunları kaydetti: "Ayrıca sohbet ve mütevelli gruplarında yer alan kişiler de çevrelerindeki kişileri bu toplantılara çağırarak 'eleman kazanma çalışması' yapmaktadır. Eleman kazanma konusunda genellikle dini duygular istismar edilmektedir. Elemanlarda öncelik olarak aranan kriter itaatkar olmasıdır. Ayrıca Allah rızası için faaliyetlerde bulunacak kişilere öncelik verilir. Dini konular ve kavramlar, örnek şahsiyetler zaman zaman istismar edilmiştir ve tahrif edilerek yozlaştırılmıştır. Benim düşünceme göre Fetullah Gülen'in diyalog, hoşgörü gibi söylemleri, son günlerde yaşanan olaylara bakıldığında tamamen maske olarak kullanılmıştır. Fetullah Gülen'in bu takiyyeci tutumunu cemaatin hangi düzeyindeki kişilerin bilip bilmediğini bilemiyorum. Yaşanan olaylar ve bugün gelinen noktada olaylar arasındaki tezatlıklardan dolayı cemaate bağlı olan, gönül verenlerin yaklaşık yüzde 80'i cemaatten ayrıldı. Yüzde 20'lik bir bölümün cemaatin talimatlarına ölümüne biat ettiklerini biliyorum. Fetullah Gülen Amerika'dan bir dolar gönderirdi. Hediye niyetiyle sembolik olarak gönderilen, manevi bir bağ oluşturmak için yapılan bir şeydi. Bir dolar gönderme konusu yaklaşık 3-4 yıldır devam eden bir olaydır."

Ü.Ç, örgüt içindeki evliliklerin nasıl yapıldığına ilişkin ise şunları söyledi: "Cemaat içerisindeki bekar imamlara bir üstündeki bağlı olduğu imam gelerek, 'evlenme zamanının geldiğini, evlenmek isteyip istemediğini' sorar. Evlenmek istemeyenler, 'biraz daha bekleyeceğini' söyler. Evlenmek isteyenler evleneceği bayanda olmasını istediği özellikleri (boy, güzellik, kilo, çalışıp çalışmaması, memleketi gibi) bildirir. Onlar da cemaat içerisinden istenen özelliklere uyan bayanın fotoğrafını getirerek gösterir. Fotoğraftaki bayanı beğenmezsen, beğenene kadar farklı farklı bayanların fotoğraflarını gösterirler. Fotoğraftaki bayanı beğenirse fotoğrafı gösteren imamın evinde uygun bir şekilde görüştürülür. Her iki taraf da birbirini beğenirse evlilik sağlanır. Görüşme esnasında eğer taraflardan biri diğerini beğenmezse evlilik olmaz. Bu işlem uygun kişiyi bulana kadar devam eder. Buluşmadan önce erkek şahsın fotoğrafı bayana gösterilmez."

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/buyuk-bolge-imami-her-seyi-itiraf-etti-40183404

[Edited at 2016-08-06 09:31 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"NASA'da çalışan Türk asıllı bir ABD vatandaşı darbe soruşturmasında tutuklandı" Aug 6, 2016

--Alıntıdır--

Anadolu Ajansı
06 Ağustos 2016 - 11:13
____________________

Vali Topaca, Amerika'dan Hatay'a yakınların yanına gelen bir kişinin "FETÖ'nün kripto elemanı olduğu, Türkiye'de cemaatin okullarında okuduğu ve daha sonra Amerika'da cemaatle olduğu ve ABD'ye ajanlık yaptığı" şeklinde gelen ihbar üzerine harekete geçtiklerini ifade etti. İhbar edilen şahsın Antakya'da NASA'da çalışan Türk asıllı bir ABD vatandaşı darbe soruşturmasında tutuklandı.

Belirlenen adresine operasyon düzenlendiğini aktaran Topaca, anne ve babasının yanında olan Türk asıllı ABD vatandaşı Serkan Gölge'nin (36) güvenlik güçlerince gözaltına aldığını dile getirdi

Topaca, şöyle devam etti: "Şahıs, ilk, orta ve lise eğitimini Hatay'da cemaate ait okulda tamamlamış. Üniversite eğitimini Fatih Üniversitesinde bitirmiş. Daha sonra Amerika'ya giderek orada mastır ve doktorasını yapmış. Belli bir zamandan sonra da NASA'da çalışmaya başlamış. Kendisi, her yıl Türkiye'ye geldiğini, bu yıl da haziran ayının sonuna doğru Antakya'da bulunan anne ve babasını ziyarete geldiğini ve Temmuz'un 25'inde döneceğini belirtiyor. Şahıs, 'FETÖ'nün kripto elemanı olduğu, Türkiye'de okullarında okuduğu ve daha sonra Amerika'ya gittiğini ve onlarla birlikte olduğunu, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'ne ajanlık yaptığı' şeklinde ihbar üzerine gözaltına alındı."

ZANLIDAN 1 DOLAR ÇIKTI

Gölge'nin ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek çok fazla bilgi vermediğini belirten Topaca, sadece "FÖTÜ'yü sevmediğini, okullarında okuduğunu ve uluslararası anlamda birçok makalesi olduğunu" söylediğini aktardı. Zanlının üzerinde yapılan aramada 1 dolar ele geçirildiğine işaret eden Topaca, "Şahsın durumu şüpheli olunca çıkarıldığı mahkemece tutuklandı" dedi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/nasada-calisan-turk-asilli-bir-abd-vatandasi-darbe-sorusturmasinda-tutuklandi-40183401

[Edited at 2016-08-06 09:54 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Antalya imamı'nın jakuzili lüks hayatı!" Aug 6, 2016

--Alıntı--

İHA 06 Ağustos 2016 - 12:13

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından örgütle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan Toros Yağmur Koleji’nin çatısındaki, saunalı, jakuzili, havuzlu tesiste örgütün 'Antalya imamı' olarak bilinen firari avukat Hasan Tarık Şen’in özel misafirlerini ağırladığı belirlendi.

Türkiye’nin birçok yerinde FETÖ ile bağlantısı olan okul ve dershanelerin kapatılıp, yapılan aramalar sonucunda illegal işlemlerin gerçekleştirildiği bir bir otaya çıkıyor. Antalya’da mayıs ayında kayyum atanan ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kapatılan Toros Yağmur Koleji’nin çatı katında bulunan villa tarzındaki iki yapıda örgütün üst düzey yöneticilerinin ağırlandığı belirtildi.

Otomatik demir kapıdan güvenlikten izin alınarak girilen okulda, çatı katındaki özel bölgeye asansörle ve özel bir kart okutularak girilebildiği belirlendi. 3+1, 2+1 ve 1+1 olmak üzere 3 ayrı daireden oluşan çatı katındaki yapının bulunduğu alanda, ‘Yükseloğlu Eğitim Tesisi’ yazması dikkat çekti.

Okulun iki katında eğitim verilirken, 3'üncü kat teras bölümünde bir de bahçe oluşturulmuş ve burada yüzme havuzu, barbekü alanı tasarlanmış. Öte yandan, yerleşke içinde birde mescidin yer aldığı görüldü. Antalya emniyetinin ise okulda aramalarına devam ettiği belirtildi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/antalya-imaminin-jakuzili-luks-hayati-40183456
Resimler: http://www.hurriyet.com.tr/galeri-40183480


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Büyükada’dan darbe yayını yapacaklardı" Aug 6, 2016

--Alıntı--

Giriş Tarihi: 6.8.2016 11:18

15 Temmuz’da Büyükada’da toplanan CIA ajanları kaldıkları otele dev ekranlar ve TV sistemleri kurdular. Amaç kalkışma başarılı olur olmaz, canlı bağlantılarla dünyaya yapılacak propagandaydı.
İstanbul Büyükada'da darbe toplantısı yapan CIA ajanları başarılı olunacağını düşünerek her şeyi hazırlamışlar. Kaldıkları otele basın açıklamaları ve canlı yayınlar için dev ekran kurdurmuşlar. 15 Temmuz akşamı bu ajanm akademisyenler darbeyi dünya basınına anlatarak desteklerini göstereceklerdi.

DÜNYAYA KARA PROPAGANDA

İstihbarat birimlerinin verdiği bilgilere göre Fetullah Gülen destekçisi Henri Barkey en başta devreye girerek, darbecileri destekleyecek ve dünya basınına olan bitenleri yanlı bir şekilde anlatacaktı.

HEDEF İÇ SAVAŞ MIYDI?

"Büyükada'da 10 CIA Ajanı" manşeti gündeme bomba gibi düşmüştü. O gün toplantıya katılanları isim isim deşifre eden AKŞAM, bu uzmanların iç savaş ve istikrarsızlık yaşanan ülkelerden hiç ayrılmadıklarını ve sürekli bu ülkelerle ilgili planlar yaptıklarını açıklamıştı.

KATİL YUNANİSTAN'A KAÇTI!

13 Temmuz'da Türkiye'ye gelen isimlerden en dikkat çekeni idam mahkumu bir katil olan Scott Peterson'du. Şahsın Yunanistan'a kaçtığı düşünülüyor.

Büyükada'ya gelen isimlerin içinde en gizemli olanı 44 yaşındaki azılı ABD'li suçlu Scott Lee Peterson. 44 yaşındaki ABD'li suçlu 2002 yılında hamile olan karısı Laci Peterson'ı öldürmekten birinci derece cinayet ile hüküm giydi ve aynı yıl ABD'de en azılı suçlularının kaldığı California'daki San Quentin Devlet Hapishanesi'nde gönderildi. Hakkında 'iğneyle idam cezası' hükmü verilen Patterson davayı California Temyiz Mahkemesi'ne taşıdı. Kayıtlara göre Peterson 'VN2100' koduyla halen hapishanede görünüyor. Böylesine bir azılı suçlunun, ABD'nin en güvenlikli cezaevinden nasıl çıkarıldığı ise akıllarda büyük soru işareti uyandırdı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/06/buyukadadan-darbe-yayini-yapacaklardi


---------------------

ADO'NUN YORUMU: Haberde adı geçen Scott tipi adamlar, haberalma dünyasında olağanüstü durumlarda infazcı ve koruma görevlisi olarak kullanılırmış (Bir arkadaşıma danıştım böyle dedi).

[Edited at 2016-08-06 11:11 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Latif Erdoğan: Gülen'e 16 yaşından sonra özel eğitim verildi, maaşlar CIA tarafından ödend Aug 6, 2016

--Alıntıdır--

Anadolu Ajansı
06 Ağustos 2016 Cumartesi


Yazar Latif Erdoğan, "Gülen, 16 yaşından sonra özel eğitime tabi tutuldu. Bunu dönemin MİT elemanları gerçekleştirdi. 1950 yıllarındaki MİT, CIA demektir. O zamanlar maaşlar, CIA tarafından ödenmiştir" dedi

Yazar Latif Erdoğan, Fetullah Gülen'in 16 yaşında iken dönemin MİT elemanları tarafından özel bir eğitime tabi tutulduğunu, bunun arkasında ise CIA desteği olduğunu belirterek, "Bunların İslam'la alakası kalmadı. Tamamen iktidar hırsıyla, başa geçme ihtirasıyla hareket etmişlerdir. Gülen, halife olma kavgasını veriyor." dedi.

Latif Erdoğan, terör örgütü elebaşısı Fetullah Gülen'in yanında 45 sene kaldı. "Küçük Dünyam" isimli ve Gülen'i pozitif olarak anlattığı kitabını 1990'da yazan Erdoğan, aradan geçen 26 yılın ardından "Şeytanın Gülen Yüzü" isimli kitaba imza attı.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Erdoğan, bu kitabında Gülen'in nasıl bir yapı oluşturduğunu bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. FETÖ lideri Gülen'in, "Şeytanın Gülen Yüzü" olduğunu 15 sene önce fark ettiğini söyleyen Erdoğan, cemaatin her geçen gün bozulma ve yozlaşmasına şahitlik ettiğini vurguladı.

17-25 Aralık olaylarından sonra Gülen'e yönelik tenkitlerini açıktan yapmaya başladığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gülen, 1990 yılında 3 ay boyunca bütün hayatını bana anlattı. 1996-1997 yılına kadar böyle bir söyleşi yine yaptık. Onunla ilgili her şey arşivimde duruyor. Başkasında yok. Ayrıca onu tanıyanlarla da görüşüldü. Geçmişte onun hakkında hüsnüzan ile hareket ederek müspet tarafını yazdım. 17 Aralık'tan sonra elimde olan belgeleri yeniden gözden geçirdim. O dönem bana anlattığı hususların, bugün için çok anlamlı olduğunu gördüm. O zaman fark etmediğim olumsuz hususları şimdi bu kitapta yazmış oldum."

"ÖZEL EĞİTİME TABİ TUTULDU"
Gülen'in 16 yaşından sonra özel eğitime tabi tutulduğunu, bunu da dönemin MİT elemanlarının gerçekleştirdiğini söyleyen Erdoğan, şunları ifade etti:
"1950 yıllarındaki MİT, CIA demektir. O zamanlar maaşlar CIA tarafından ödenmiştir. Daha sonra Gülen, İzmir'de cemaatini kurdu. CIA'yla yakın temasa geçtiği anlaşılıyor. Ordu, sıkı yönetim zamanında bile CIA'nın isteği nedeniyle Gülen'in üzerine gitmiyor. Hatta önü açılıyor. 1976'dan sonra bilindiği halde askeri okullara talebe gönderip yetiştirmesine göz yumuluyor. Bu da meselenin tamamen bir proje olduğunu gösteriyor. Bu ancak şeytanın aklına gelebilecek bir projedir. Onun için 'Gülen’in Şeytan Yüzü' demedik, 'Şeytanın Gülen Yüzü' dedik. Şeytanın bir oyuncağı. Şeytan diyerek hem Amerika’yı hem de şeytanı kastediyorum."

"BÜTÜN GÜCÜNÜ KULLANDI"
"Gülen'i, Gülen'den daha iyi tanırım" diyen Erdoğan, FETÖ liderinin bütün gücünü ilk anda kullandığını anlatarak, "17-25 Aralık'ta emniyette ve yargıda ne kadar gücü varsa kullandı. Askeriyedeki gücünü de sonuna kadar kullanmıştır. Bundan sonra kolay kolay askeri bir darbe yapma şansı kalmamıştır. Onu kullananlar destek olur, yeni bir proje geliştirip kalıntılardan bir şey yaparlarsa ona bir şey diyemem ama başarılı olamaz." görüşünü dile getirdi.
Gülen'in saplantı içinde olduğunu ve bundan vazgeçmeyeceğini aktaran yazar Latif Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu darbe başarılı olsaydı bugün hiçbirimiz yoktuk. Yüz binlerin öldürülmesi Gülen'in umurunda değil. Her türlü planı yaptılar ancak hesap etmedikleri meydanlar oldu. Millet, milli iradesine, demokrasiye ve Cumhurbaşkanı'na sahip çıktı. Arkası gelmeyen açıklamaları suikast mesajı olabilir. Gülen saplantıdan vazgeçmez. Gülen’in Erdoğan ve Erbakan saplantısı ise eskilere dayanır. CIA, Gülen’e hangi tarafta olmayı emrettiyse o tarafta olduğunu görüyoruz. Gülen'in bütün hainliğine rağmen Tayyip Erdoğan merhamet yüzünü gösterdi. Gülen ise kim ona iyilik yaparsa nankörlük yapar, yaptı."

"DEVLETİN BÜTÜN BİRİMLERİNE GİRDİ"
Erdoğan, Gülen'in devletin bütün birim ve kademelerine sızdığını, ordu ve emniyette silah ve güç nedeniyle ağırlığının ön plana çıktığını söyledi. Devletin FETÖ'den temizlenmesinin zaman alacağını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Askeriye kendi yapısı itibarıyla güçlü olduğundan daha çok dikkati çekiyor. Emniyette ve askerde silah olduğu için önemli. Halbuki milli eğitim ve sağlıktaki sayı, ordu ve emniyettekilerden çok fazladır. Yargıda olanlar da az değildir. Şu anda devleti ayakta tutan her yere girilmiştir. Devlette paralel ayağının olmadığı hiçbir nokta yoktur. Tam temizlik 3-5 sene sürer. Devleti yeniden inşa etmek kolay değildir tabii ki."

"DARBECİ GENERALLERİN ÇOĞUNU TANIRIM"
Darbe girişiminde rol olan general rütbesindeki isimlerin pek çoğunu tanıdığının altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Birkaç tanesini değil hepsini tanıyorum. Bunların hepsi Gülen’e doğrudan bağlı kişilerdir. Bizim de bulunduğumuz ortamda sivil elbiseleriyle gelip giden kişiler idi. İsmen tanımam ama kod isimleriyle bildiklerim var. Her bir subayın sivil bir sorumlusu vardır. TV ekranlarında gördüklerimin hepsini tanıyorum. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a, 'Sizi liderimizle görüştürelim' diyen Tuğgeneral Hakan Evrim'i çocukluğundan beri tanırım. Asıl generaller ise sivil olup, Gülen'e haber getirip götüren kişilerdir. Bu siviller birbirini tanır ama askerlerin hepsi birbirini tanımazlar."

"ADİL ÖKSÜZ KİLİT KİŞİDİR"
Darbe gecesi Akıncı Üssü’nde bulunan ve gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Adil Öksüz'ün kilit bir isim olduğunu ve salıverilmesine bir anlam veremediğini anlatan Erdoğan, sözlerin şöyle devam etti:
"Adil Öksüz, Gülen'in yanında senelerce mollalık yapmış birisidir. Yıllardır askerlerden sorumlu oldu. Hava Kuvvetleri'ne bakan kişidir. Darbe sürecinde en tepedeki adamdır. Gülen'i temsilen orada bulunmuştur. Onun orada söylediği her şey, Gülen’in söylediği kabul edilmiştir. Bırakılması yanlış olmuştur. Bunların İslam'la alakası kalmadı. Tamamen iktidar hırsıyla, başa geçme ihtirasıyla hareket etmişlerdir. Gülen, halife olma kavgasını veriyor. Kendisini güçlü gibi gösterdi. Oy potansiyeli varmış gibi hareket ederek, siyasi partilerden istifade ettiler. Oysa bu grubun muhtar seçtirecek kadar karşılığı yoktur toplumda. Çünkü bunlar devlette güçlüler. Siyasi alana girselerdi fiyasko olurdu. 45 senelik tecrübem, 'Gülen'in hiçbir siyasi görüşü doğru çıkmamıştır' yönündedir. Hangi partiyi desteklediyse batmıştır o parti. AK Parti’yi hiçbir şekilde samimi desteklemediler, münafıklık yaptılar."

"ÜÇ MÜSLÜMAN ÜLKEYİ BİRBİRİNE KIRDIRACAKLARDI"
FETÖ'nün darbe girişimine yüzde 100 başarıya ulaşacağına inandığı için kalkıştığını dile getiren Erdoğan, devletin kılcal damarlarına nüfuz ettikleri için sürecin tamamlandığı düşüncesiyle çılgınlığa imza attıklarını vurguladı.
"Ertesi gün darbe olsaydı devleti tamamen ele geçirir, yönlendirirlerdi ve devlet içinden de karşı çıkan olmazdı" diyen Erdoğan, şu düşünceleri dile getirdi:

"Başarılı olsaydılar Gülen Türkiye'ye gelecekti. Halife olarak kabul edilecekti. İran ile savaşa gireceklerdi. Suriye'ye doğrudan müdahale edilecekti. Çünkü DAEŞ'in başındaki Ebubekir el- Bağdadi ile savaşırdı. Yani iki halife birbirine girmiş olacaklardı. Türkiye’yi çökertmek için her şeyi yapacaklardı. Üç Müslüman ülkeyi birbirine kırdıracaklardı. Bunlara terör örgütü nitelendirmesi bile hafif kalır. PKK ile mukayese edildiğinde bin defa PKK’dan daha tehlikeli. Bu, uluslararası çapta bir örgüt. PKK gibi mahalli değil. PKK’yı Suriye ve Türkiye dışına taşısanız bir şey ifade etmez. Ama bu öyle değil ki bütün dünyada örgütlenmiş ve her ülkede stratejisini, Türkiye'deki gelişmeler gibi yapmıştır. Amerika emrederse her şeyi yapabilirler. Kendileri için bir şey ifade etmez. Amerika nereyi ele geçirmek isterse bunlar üzerinden yapabilir."

"ABD, GÜLEN'İ TESLİM EDEBİLİR"
Erdoğan, vatan ve millet meselesi söz konusu olunca herkesin tavrını ortaya koyduğunu, kendisinin de şimdiye kadar kişisel çıkışlarda bulunmadığını, devletin bekası için örgütün gerçek yüzünü anlattığını söyledi.

ABD'nin artık Gülen'i teslim edebileceği düşüncesini taşıdığını ifade eden Erdoğan, "Amerika'nın, devletler çapındaki münasebetle Gülen'den istifade edeceği şeyle Türkiye'nin devlet olarak müttefik olmasından elde edeceği şeyler arasında dağlar kadar fark var. Amerika, Gülen'i devletin sahibi kabul ettiğinden dolayı bu şekilde ona fazla önem verdi. Türkiye artık FETÖ’den kurtarıldı. ABD, bundan sonra gelip devletle görüşecek. Gülen’in bundan sonra Amerika aleyhinde söyleyeceği hiçbir şeyin bir manası olmaz. Toplumda da karşılığı olmaz. Amerika için hiçbir zaman tehlike olamaz. Devlete yakışan odur, gelip teslim etmeleridir." dedi.

"TERÖR ÖRGÜTLERİNİN BİRLİKTELİĞİ"
FETÖ'cülerin darbe girişiminde bulunduğu tarih ve sonrasında diğer terör örgütlerinin de faaliyetlerini rölantiye aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu da bunları bir üst aklın idare ettiğinin kanıtı. PKK'yı, FETÖ'yü, DHKP-C'yi onlar idare ediyorlar. 'Dur' diyorlar duruyor, 'yürü' diyorlar yürüyor. Bu, üst akıl birlikteliğinden kaynaklanan bir durum, Türkiye’deki terör örgütlerinin hepsini birden idare eden güç aynı. FETÖ’cüler başarılı olsaydılar, PKK’yı bitirecek ya da bütün eylemler duracaktı. Bu da darbecilerin hanesine başarı yazılacaktı. Yani çok yönlü oyun oynanıyor. Abdullah Öcalan teslim edilince aynı dönemde Gülen, Amerika’ya götürüldü."

Kaynak: http://www.haberturk.com/gundem/haber/1277656-latif-erdogan-gulene-16-yasindan-sonra-ozel-egitim-verildi-maaslar-cia-tarafindan-odendi


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
"Zaman Gazetesi'nin reklamına tutuklama kararı" Aug 6, 2016

--Alıntıdır--
Hürriyet Haber
01 Ağustos 2016 - 08:14
-
AA
06 Ağustos 2016 - 19:01
----------------------------

Bu reklam filmi sosyal medyayı salladı... İddiaya göre Zaman gazetesinin darbeden 9 ay 10 gün önce yayına koyduğu reklamı 'subliminal' mesaj içeriyor.

Zaman gazetesinin 2015 yılında yayınlanan reklamında, sirenler çalarken gri tonlu şehrin uçaktan kuş bakışı görüntüsü ekrana geliyor. Daha sonra ise yeni doğmuş gülen bir bebek yüzü ekranlara getiriliyor.

Sosyal medyada ise reklamın 'subliminal' mesaj içerdiği yorumları yapılıyor.

Yorumlara göre reklamın en dikkat çeken ayrıntısı filmin gösterime girdiği tarih ile 15 Temmuz darbe girişimi arasındaki geçen sürenin 9 ay 10 gün olması.
*******************

FETÖ darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma dosyasına giren Zaman gazetesinin, darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayınlanan reklam filmi ile ilgili gözaltına alınan ve tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen gazetenin reklam müdürü tutuklanırken, reklam filmini hazırlayan ajansın sahibi adli kontrol ile serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca yürütülen soruşturma dosyasına, kapatılan Zaman gazetesinin, darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayınlanan reklam filminin girmesi üzerine savcılık talimatıyla gazetenin reklam müdürü Yakup Şimşek ile reklam filmini hazırlayan ajansın sahibi T.M.S. gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından bugün Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayına getirilen şüpheliler, burada soruşturmayı yürüten savcılığa ifade verdi. Savcılık, şüphelileri tutuklanmaları talebiyle hakimliğe sevk etti. Nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, şüphelilerden Yakup Şimşek'in tutuklanmasına karar verdi. Hakimlik, reklam ajansın sahibi T.M.S'ın ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına hükmetti. Şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı kondu.

Savcılıktan alınan bilgiye göre, söz konusu reklam filminin kapatılan gazetenin eski genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın talimatıyla yapıldığı, film ile örgütün askeri kanadına mesaj gönderildiği belirtildi. Dumanlı hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs” suçundan yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmişti.
--------------------------
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/zaman-gazetesinin-reklamina-tutuklama-karari-40183751
İşte o pervasız reklam -> Herşey çok açık! : https://www.youtube.com/watch?v=IB8MTJJziIE
______________


"DARBE BAŞARILI OLSAYDI TÜRKİYE'DE NE OLURDU SORUSUNA KISACA CEVAP" -> https://www.youtube.com/watch?v=dp8Ir1dIptQ

___________
ADO_YORUM: Bu kez 100 binlerce hayat sönebilirdi! Ekonomi zaten gümlerdi. Tüm dünyaya da rezil olurduk. Bu seferki darbeyle başa geçebilselerdi sapık molla rejimi kimbilir neler yapardı!!! Korkunç-korkunçççççççççççç. En acımasız, en kanlı darbe denemesiydi. Onca insanı acımadan vurdular; Boğaziçi köprüsünde ve Ankara'da keskin nişancılarla nokta atışları yaparak insanları katlettiler-bombaladılar-kurşuna dizdiler- tanklarla ezdiler + korkutmaya çalıştılar + helikopterlerden "top mermileri" atarak yurttaşlarımızı resmen ortadan ikiye biçtiler + TBMM'yi bile bombaladılar (içinde milletin vekilleri varken hem de !!!!) ... Polis Özel Harekatı en lüks lazer güdümlü bombalarla bombaladılar yerle bir ettiler... MİT'i ele geçirebilmek için saldırdılar... Cumhurbaşkanını bile öldürmeye kalktılar !!!... Halka çok büyük bir hınçları varmış -bunu gördük. Üniversiteden tanıdığım Fetullahçılardan biliyorum; bunlar kendilerini herkesten üstün görürlerdi, hastalıklı bir özgüvenleri vardı. Demekki beyinlerini yıkata yıkata nöron kalmamış bunlarda. Bu tepeden inmeci-Jakoben terör örgütü hiç ummadığı ölçüde halktan direnç gördü. Tüm devleti büyük ölçüde ele geçirerek darbe yaparlarsa -halk tabanları olmamasına rağmen- ulusun bunlara köle olacağını sandılar. Aptallık işte - sürreal salaklık !!! Hatırlayın; Ergenekon, Balyoz, Casusluk vb. ottan-boktan kurmaca davaları... Tuz kokarsa ne yapsın insanlar + vatansever subaylar... Hukuk sistemi bile esir alınmıştı bu terörist FETÖ/PDY tarafından... Anlamayanlar da anladı artık neyin ne olduğunu !!!

İlginç + ilginçççç + çookk ilginççç: http://www.yenisafak.com/gundem/darbenin-sifresini-feto-medyasina-gommusler-2502774
======================

[Edited at 2016-08-07 13:55 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
טורקיה
Local time: 22:36
חבר (2007)
מגרמנית לטורקית
+ ...
TOPIC STARTER
“Gülen’in ağzını sildiği peçeteyi alıp yedi” Aug 11, 2016

--Alıntıdır--

Hürriyet Haber
11 Ağustos 2016 - 11:35 Son Güncelleme : 11 Ağustos 2016 - 11:45


Bir dönem Fethullah Gülen'in en yakınındaki isimlerden olan Prof. Dr. Ahmet Keleş, akıllara zarar bir olayı anlattı. Keleş, "Birisi, kahvaltıda Gülen'in ağzını sildiği peçeteyi aldı ve bir kısmını yırtıp yedi, bizzat şahidim. Bu cinnet noktasına gelenler sonra aklınıza gelmeyen her şeyi icra edebiliyor. Gülen'in ağzını sildiği peçeteyle gömülmek isteyenler dahi var" dedi.

Bir dönem Fetullah Gülen’in en yakınında yer alan isimlerden olan Ahmet Keleş, Habertürk TV’deki ‘Karşıt Görüş programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gülen ile ilgili bilinmeyenleri paylaşan Keleş örgütteki iğrenç sapkınlıkları da tüm detaylarıyla canlı yayında anlattı.

Keleş, Fetullah Gülen ile Türkiye’de katıldığı bir kahvaltı programında bir örgüt üyesinin, Gülen’in ağzını sildiği peçeteyi yediğini şu sözlerle anlattı: “Bir gün Altunizade’de beşinci katta kahvaltıdayız. Gülen’le aynı sofrada oturmak çok büyük bir şeydir, önemli bir icraattır. Gelenlerden bir tanesi Gülen’in ağzını sildiği peçeteyi aldı ve bir kısmını yırtıp yedi, bizzat şahidim. Bu cinnet noktasına gelenler sonra aklınıza gelmeyen her şeyi icra edebiliyor. Gülen’in ağzını sildiği peçeteyle gömülmek isteyenler dahi var”

“SAÇI TIRNAKLARI, İÇ ÇAMAŞIRLARI SAKLANIRDI”

Fethullah Gülen’in “İstesem elime aldığım kağıdı paraya, dokunduğum toprağı altına çeviririm” dediğini söyleyen Keleş, “Gülen’in kesilen tırnakları ve saçları atılmaz saklanırdı. Gülen’in traş olduğunda kesilen saçları bile kutsal sayılıyor. İç çamaşırları da saklanırdı” dedi. “Örgütün dışındaki herkesi düşman gibi görüyorduk” itirafında bulunan Keleş, Gülen’in elini öpmenin bir tören ve özel bir makam olduğunu da söyledi.

Alıntının yeri: http://www.hurriyet.com.tr/gulenin-agzini-sildigi-peceteyi-alip-yedi-40189203

[Edited at 2016-08-11 09:45 GMT]


Direct link Reply with quote
 
דפים בנושא:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search


Translation news in טורקיה





CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »
SDL Trados Studio 2017 Freelance
The leading translation software used by over 250,000 translators.

SDL Trados Studio 2017 helps translators increase translation productivity whilst ensuring quality. Combining translation memory, terminology management and machine translation in one simple and easy-to-use environment.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • חיפוש מונח
  • עבודות
  • פורומים
  • Multiple search